14 Haziran 2009 Pazar

Olmak ya da olmamak, varlık ya da yokluk.... Bu da ayrı bir sorun

Türkçede, adlaştırılan bir iç tümce oluşturulduğunda iç tümcenin öznesi belirtili tamlama eki alır. Yani -nın takısını. Örneğin:

Ali geldi bunu biliyorum. > Ali'nin geldiğini biliyorum"

Aynı durum "olmak" ya da "olmamak" eylemi ile yapıldığında söz konusudur:

Bunlar güzel şeyler, dedi > Bunların güzel şeyler olduğunu/olduklarını söyledi.
Ayşe hasta değil sanıyordum > Ayşe'nin hasta olmadığını sanıyordum.

Ama var ve yok ya da aynı anlama gelen başka ifadeler söz konusu olduğunda farklı bir durum ortaya çıkıyor.

Arabaları var dedi > Arabaları olduğunu söyledi.
Masada kalem yok > Masada kalem olmadığını söyledi.
Ankara merkezinde artık akar su bulunmuyor > Ankara merkezinde akar su bulunmadığını söyledi.

Ancak var olan kişi ya da nesne belirli veya özel ise çok daha başka sonuçlar görebiliyoruz:

Mehmet'in "orada bulunduğunu", "gelmiş olduğunu", "var olduğunu" biliyorum.
O kedinin "yok olmadığı", "bulunmadığı", "orada olmadığı" çok belli. 

Her ne kadar bu tespitlerimi yalanlayan ifadeler gördüysem de genel olarak böyle bir çıkarıma vardım.

---

-nın ekinin özneye gelmediği diğer örnekler de kalıplaşmış eylemler adını verdiğimiz eylemler.

Arı soktu, dedi. > Arı soktuğunu söyledi.
Yağmur yağmıyor, dedi > Yağmur yağmadığını söyledi. 

22 Mayıs 2009 Cuma

Bu -lAr (yani -lar, -ler) nedir?

Çoğul eki. Doğrudur.

Peki o halde şu neden oluyor? 

- "Bunlar ne?"

- "Kalem" veya "Kalemler"

her iki cevabı da verebildiğim halde arada bir fark var:  İlk cevapta genel, öylesine kalem. Ama çoğul. İkinci cevapta şu, daha önce bahsettiğimiz kalemler... Benim yorumum şu: -lAr eki, çift işlevli. İlk işlevi çoğulluk, ikinci işlevi de bazı dillerde bulunan belirtili tanımlığın (article) çoğul işlevi. Bu iki işlev bir arada olmak zorunda olmadığı müddetçe aslında kullanmıyoruz. 

Bu iddiamı belirtili nesne olarak kullanılan çoğul ifadelerde doğrulayabiliyorum:

-"Ağaçlardan elma topladık" 
- "Elmaları topladık"

İkinci cümlede belirtili ad durum eki kullanmadan söyleme şansım çok zayıf. Çünkü -lar eki aynı zamanda belirtili bir tanımlık gibi davranıyor. İster istemez belirtili ad durum ekini de kullanmak zorunda kalıyoruz. Elmalar topladık denebilir tabii ama bunun da farklı bir şiirsel anlamı var ve bu cümlede dahi o elmaların hangi elmalar olduğu belli ediliyor bence.  
----

Bir de kişi eki olarak -lAr var. 

Örnek:

Öğrenciler geliyor. (Bir grup öğrenci işte)

Öğrenciler geliyorlar. (O öğrenciler)


Çok denedim, denettim bu ayrımı iyice duyumsamak için. Ama yine de bazı noktalarda takılıyorum. Mesela kendi çocuklarım için "Çocuklar uyuyor" diyorum. Onların benim çocuklarım olduğu belli. Öyle olduğu halde eylemin sonuna -lAr eklemiyorum. Halbuki teorime göre öyle olmalıydı. Acaba cümlenin kısalığı ya da uzunluğu mu önemlidir diye düşündüm.

Yani kısaca aslında -lAr diye bir kişi eki yok sanki. Sadece özne belirtili olduğu zaman, eylemin sonuna -lAr gelir. Bir de cümle uzun olduğunda, ki bu şekilde özne ile eylem arasındaki gönderme/bağ belli olsun.

Türkçeyi başka dillerin yapısına ya da klasik dilbilgisine göre yorumlamamalı diyorum.